

Evvel zaman içinde kalbur zaman dışında diyar diyar gezen Asil adında bir çocuk varmış. Bu çocuk seyahat etmeyi, yeni yerler gezmeyi çok severmiş. Günlerden bir gün Mevsimler Diyarı'na yolu düşmüş. Bu diyarda farklı farklı renkler, çeşit çeşit hayvanlar, meyveler ve sebzeler olurmuş. İyice meraklanan Asil, İlkbahar mevsimiyle gezintisine başlamış.

Asilin ilk durağı olan ilkbahar mevsimi onu güzel bir yeşillikle karşılamış.
“İnanamıyorumm! Her yer ne kadar da yeşermiş!” dedi içinden.
Toprak nemli ve yumuşacıktı. Minicik kırmızı çilekler yaprakların arasından başlarını uzatmıştı. Yeşil fasulyeler dallarda sallanıyor, havuçlar ise toprağın altında saklambaç oynuyor gibiydi. Asil dizlerini büküp toprağa yaklaştı ve havuçların üstünü nazikçe kazdı.
“Merhaba tatlı havuçlar! Merhaba minik çilekler!” dedi neşeyle.

Bahçeye çıkan Asil sebzeler ve meyvelerin dışında sarı, mavi ve turuncu kelebeklerin çiçeklerin üstünde uçuştuğunu gördü. Kuşlar cıvıldıyor, güneş ışıkları yaprakların arasından sızıyordu.
Asil küçük bir çileği koparıp ağzına attı. “Mmm, tatlı mı tatlı!” dedi. Sonra fasulyelere göz gezdirdi ve “Fasulyeler büyümeye başlamış, biraz sabretmem lazım” diye düşündü.
Asil her şeyin yeni ve taze olduğunu gördükten sonra aslında doğanında bir uykudan uyandığını anladı. Derin bir nefes aldı ve “İlkbahar tam bir eğlence mevsimiymiş!” dedi, yüzünde kocaman bir gülümseme ile.

Bir süre sonra Asil yaza geldi. Güneş pırıl pırıl parlıyor, gökyüzü masmavi uzanıyordu. Ağaçların yaprakları canlı yeşildi, hafif esen rüzgâr dalları usulca sallıyordu. Kuşların cıvıltısı havayı neşeli bir melodiye dönüştürüyordu.

Bahçede parlak kırmızı çilekler, dalların ucunda altın sarısı kayısılar, asmanın üzerinde iri iri salkımlar halinde üzüm taneleri duruyordu. Kavun ve karpuzların tatlı kokusu etrafa yayılmıştı.
Asil bir çilek kopardı ve “Mmm, ne kadar taze!” diye düşündü. Kayısıları sepetine yerleştirdi, üzüm salkımlarını da özenle topladı. Güneşin sıcaklığı tenini okşarken

Asil gülümsedi:
“Meyveler tamamen olgunlaşmış, toplamak harika bir işmiş!”
Sıcaktan serinlemek için gölge arayan hayvanları, pırıl pırıl suya doğru koşan çocukları izleyen Asil, yazın canlı ve hareketli dünyasını hissetti. Derin bir nefes aldı ve:
“Yaz enerjik ve neşeli bir macera mevsimiymiş!” dedi.

Bir süre sonra Asil sonbahara geldi. Ağaçların yaprakları turuncu, sarı, kırmızı… adeta gökkuşağı gibi olmuştu. Rüzgâr hafifçe yaprakları sallıyor, yere düşen yapraklar minik renkli halılar gibi görünüyordu.
Dalların üstünde kırmızı kırmızı elmalar sallanıyor, bahçede bal kabakları sıraya dizilmiş, üzümler salkım salkım asılı duruyordu.

Asil bir elmayı kaptı ve “Mmm, ne kadar tatlı!” diye düşündü. Bal kabağını sepetine koydu, üzümleri de dikkatlice topladı. Rüzgârın sesiyle yapraklar hışırtı yaparken Asil gülümsedi:
“Meyveler ve sebzeler hazırmış, toplamak çok eğlenceli!”

Göç eden kuşlar, kış için yemek toplayan hayvanları gören Asil, doğanın uyumaya hazırlandığını anladı derin bir nefes aldı ve “Sonbahar renkli bir macera mevsimiymiş!” dedi

Asil bir gün bembeyaz bir sabaha uyandı ve kendini kış mevsiminin içinde buldu.
Ağaçların dalları beyaz beyaz karlarla kaplanmış, etraf adeta pamuktan bir örtüye bürünmüştü. Hava soğuk ama tertemizdi; Asil nefes aldıkça küçük buhar bulutları oluşuyordu.

Evlerin çatıları karla kaplıydı, pencerelerde buz çiçekleri parlıyordu. Yere düşen kar taneleri hafifçe süzülüyor, her adımda ses çıkarıyordu.

Bahçenin bir köşesinde kışa özgü meyve ve sebzeler dikkat çekiyordu:
Parlak turuncu mandalinalar dallarda sallanıyor, kırmızı narlar kardan sanki birer süs gibi parıldıyor, lahanalar ve karnabaharlar soğuğa meydan okur gibi dimdik duruyordu.
Asil bir mandalina kopardı ve “Ne kadar taze ve mis kokulu!” diye düşündü. Narları sepetine yerleştirdi, lahanaları da özenle topladı. Kar taneleri saçlarına konarken Asil gülümsedi:
“Kışın bile toplanacak lezzetler varmış, bu harika!”
Yiyecek arayan kuşları, yuvalarına saklanan küçük hayvanları izleyen Asil, doğanın dinlenmeye çekildiğini fark etti. Derin bir nefes aldı ve:
“Kış, bembeyaz dünyasıyla insana sıcacık bir mutluluk veriyormuş!” dedi.
--:--
--:--
0/12